Zehranaz Çapan

Zehranaz Çapan

ZEHRANAZ ÇAPAN

Yolculuğumuza büyük umutlarla 11 değerli arkadaşımla başlamıştık. Yolun bizi nereye götüreceğinden habersiz hayaller kurmuştuk. Mina’nın Çocukları Projesinde 4.yılımı tamamlarken hayallerimizin gerçeklik kazandığı bu noktada kendimi kocaman bir ailenin parçası ve 2 kız çocuğunun ablası olarak buldum. Zorlandığım, mutlu olduğum, gurur duyduğum, faydalı olup olamadığımı sorguladığım pek çok an yaşadım. Şimdi geriye dönüp baktığımda kat ettiğimiz yol içime umut serpiyor. Hepimiz bambaşka hayatlara ortak olduk, yeni hikayeler yazdık. Birlik olmak bize çok şey kattı. Yeri geldi yaşadığımız güzel anları paylaştık, yeri geldi ne yapacağımızı bilemediğimiz noktalara birlikte çözümler ürettik. Her çocuk başka bir dünya. Hepsinin yaşadığı zorluklar bambaşka ve bunları tamamıyla anlamamız, çözmemiz mümkün değil. Biz bir yerden başlayıp onlara elimizi uzattık ve dokunduğumuz her hayata bir şeyler katabildiğimizi düşünüyorum. Farklı hikayelerine rağmen aslında her çocuğun hatta hepimizin ortak ihtiyacı sevgi ve anlayış. Bir birey olarak düşüncelerinin değer gördüğünü hissedebilmek ve kendi benliğiyle kabul görme isteği. Biz de onlarla sevgimizi ve ablaları olarak kazanımlarımızı paylaştık.

İlk ilgilendiğim çocuğum, içimi umutla dolduran, bana projemizin başlangıç noktasını, bir araya gelme nedenimizi hatırlatan ve doğru yerde olduğumu hissettiren 10 yaşındaki Mina’ydı. Bu yıl birlikte 13.yaş gününü kutladık. Mina’yla tanışmadan önce yaşadıkları itibariyle içine kapanık bir çocuk bekliyordum. Tanıştığımda karşımda yaşına göre olgun, girdiği her ortamda kendini var edebilen, meraklı bir çocuk gördüm. Ulaştığımız bu noktada gerçekten abla kardeş ilişkisi kurabildiğimize inanıyorum. Bu süreçte sadece ilgilendiğimiz çocukla iletişim kurmadık. İster istemez onun tüm ailesiyle bir bağ kurduk. İlgilendiğim çocuk Mina olsa da en az Mina kadar kardeşi Kuzey’le de iletişim kurdum. Her etkinliği birlikte yapmaya, onu da dahil etmeye çalıştım. Benim için ikisiyle kurduğum bağ da çok kıymetli. Bunun yanında ebeveynle iletişimin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Karşınızda bilgiye ve farklı düşüncelere açık bir insan gördüğünüzde çocuklara faydalı olabilmeniz kolaylaşıyor. Bu konuda Hüseyin amcayla hiçbir sıkıntı yaşamadık. Aksine bana her zaman çok güvendi ve çocuklarla iletişim kurmama yardımcı oldu. Onun desteği benim yola devam edebilmemde en büyük etkenlerden biriydi. Yanlarında kendimi bir yabancıdan çok evin kızıymış gibi hissettim.  “Acaba faydalı olabiliyor muyum?”u sorguladığım bir zamanda Hüseyin amcayla iletişime geçtim. Yaptığım her şeyin Mina için ufak da olsa bir yararı olacağını ve Mina’nın yaşananların hiçbirini unutmayacağını hatırlattı bana. Sonraki buluşmamızda Hüseyin amcanın ne kadar haklı olduğunu fark ettim. Mina’yla sohbet ederken birlikte yaptıklarımızı, konuştuklarımızı hatta benim hatırlayamadığım ayrıntıları bile hatırladığını gördüm. Bizim her gün yaptığımız gündelik şeyleri birlikte yapmanın onlar için ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Yaşantılarını köklü bir şekilde değiştirebilmek ya da iyileştirebilmek bizim tarafımızdan mümkün değil. Birlikte birkaç saat geçirip yanlarından ayrıldığımızda onlar aynı ortamda yaşantılarına devam ediyorlar. Bu noktada ebeveynlere de dokunabilmek, onlarla sağlıklı şekilde konuşabilmek bir şeyleri değiştirebilme konusunda çok önemli. Bugünlerini güzelleştirebiliyorsam, bir şeyi yaparken akıllarına ben geliyorsam bir şeyleri değiştirebilmişim sayıyorum. Mina’yla kek ve poğaça yaptığımız günün kıymetini şöyle anlatmak istiyorum. Hüseyin amca ve Mina ne zaman kek/poğaça yapsalar beni arıyor ya da yanlarına gittiğimde bahsediyorlar. “Bunu yaparken seni andık kızım.” diye. Bir anın değerinin aylarca, senelerce unutulmadığını görüyorum. Bunun parçası olmak paha biçilemez. Bizim iletişimimiz öğretmen-öğrenci ilişkisi şeklinde başlayıp abla-kardeş ilişkisine evrildi. Daha çok vakit geçirdikçe ve ilişki derinleştikçe paylaşılan şeyler de artıyor. Mina yılın belli bir kısmını dedesi belli bir kısmını halasının yanında geçiriyor. İki aile birbiriyle anlaşamadığı için çocuklar arada kalıyor. Bu yüzden Mina’nın kimin yanındaysa ona ayak uyduracak şekilde davranmaya çalıştığını gözlemledim. Benim yanımda rahat olabilmesi için taraf tutmasına gerek olmadığını, söylemek istediği şeyleri çekinmeden söyleyebileceğini  hissettirmeye çalıştım.

Mina’nın benim fikirlerime önem verdiğini ve beni örnek aldığını hissediyorum. Gözlem yeteneği gelişmiş ve bir o kadar da dikkatli olduğu için bendeki en ufak bir değişimi bile hemen fark ediyor. Bu durum davranışlarımızın önemini ve çocuklar üzerindeki etkisini de gösteriyor. Süreç boyunca kendimizi geliştirmeyi ve öğrendiklerimiz doğrultusunda çocuklarımızla daha iyi iletişim kurmayı hedefledik. Kurduğumuz ilişkilerin çok güçlü ve faydalı olduğuna inanıyorum. Aldığım dönütler de bana bunu hatırlatıyor.

Diğer ilgilendiğim çocuğum Büşra, 12 yaşında. Annesiyle babasının kısa süre önce boşanmasıyla Yalova’ya taşınmak zorunda kalmışlar. Biz tanıştığımızda pandemi dönemiyle birlikte bir yandan arkadaş edinmekte güçlük çekerken ve adapte olmakta zorlanırken bir yandan da babasını çok özlüyordu. İçine kapanık, kendisini güvenli hissetmediği zamanlarda iletişim kurmayı tercih etmeyen, duygusal bir o kadar da sevgi dolu bir kalbe sahip olan bir çocuk. Bana güvendikçe benimle duygularını paylaşmaya başladı. Sahilde piknik yapmaya, parka oyun oynamaya gittik. Kapının önüne hayvanlar için mama ve su kabı koyduk. Daha sonrasında alışkanlık haline getirip ben söylemeden yapmaya başladı. Arkadaşlık bileklikleri aldık ve arkadaşlığımızın ömrünün sonuna kadar devam etmesini dilediğini söyledi. Her buluşmamızdan önce heyecandan uyuyamadığını, rüyasında beni gördüğünü ama görüşmemizin rüyalarındakinden de güzel geçtiğini söylemişti. Beni en çok etkileyen  ‘Zehra abla keşke öz ablam olsaydın o zaman her gün seni görebilirdim.’ demesi oldu.

Çocuklar çok özel kalplere sahip. Ufacık bir hareketimizin bile onların hayatlarında inanılmaz bir yeri var. Önemli olan onların ruhlarını incitmeyip büyüyüp çiçek açmalarına yardımcı olmakta. Büyük heyecanlar ve çocuklara zarar verebilme korkusuyla başladığımız bu yolu bazen tökezleyerek, çoğunlukla başardıklarımızın güzelliğini gözlerimiz dolu dolu izleyerek tamamlıyoruz. Bir hayalin peşinden gittik, sevgiyi büyüttük. Çocuklarımıza dokunurken içimizdeki çocuğa döndük. Onların hayatlarında ufacık bir değişime vesile olmak bile paha biçilemez bir duygu. Bu duygunun paylaştıkça artmasını, umudumuzun hep var olmasını diliyorum.