Büşra Sağır

Büşra Sağır

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi

BÜŞRA SAĞIR

Merhaba, ben Büşra. Hayatıma büyük bir deneyim katan bu projeyle yolum iki yıl önce kesişti ve bugün artık yolun sonuna geldik. Biteceği için içim buruk olsa da böyle bir şeyin içinde olmak, çocuklar için çabalayıp bir şeyler gerçekleştirebilmek eşsiz bir mutluluk benim için. Bir insanın hayatına, ondan önce, küçük bir çocuğun hayatına dokunabilmenin ya da bunun için çabalamanın verdiği huzur hayatım boyunca benimle olacak. Ve tabi ki çocuğumun da az veya çok yanında olmaya çalışacağım hayatı boyunca.

 

Beraber büyüdük çocuğumla iki yıl boyunca. İlk başladığımda benim de içimde, en az onun kadar, yeni tanıyacağım belki de hayatına kötü bir iz bırakabileceğim korkusu vardı. Kaç ay boyunca görüşmeler için hazırlanmıştık ama pratiğe dökmek hazırlanmak kadar kolay değildi. İlk görüşmemizde, gözlerindeki heyecan ve mutluluğu gördüğümde korkumun anlamsız olduğunu farkına vardım. Sonuçta hayatına giren herhangi bir arkadaşından çok da farkım yoktu, tek fark onun üzerinde farklı bir iz bırakabileceğimdi. O bendim aslında, küçükken hayatıma bu amaç için böyle bir insanın girmesini çok isterdim ve tam anlamıyla kendimi onun yerine koyarak hareket ettim. Aynı şeyleri olmasa da benzer şeyleri ben de yaşamıştım ve bundan da yola çıkarak hayatının hiçbir bölümünde yalnız olmadığını, dışarda bir yerlerde onun gibi binlerce insanın olduğunu anlatmaya çalışarak daima güçlü ve özgüvenli olması için çabaladım. Hayatımızda karşımıza her zaman zorluklar çıkacaktı, her zaman dimdik durmak zorunda değildik bazen yıkılabilirdik. Önemli olan sağlam adımlarla hayatına devam etmesiydi ve yaşına rağmen belki de yaşanmışlıkların verdiği farkındalıkla o kadar iyi anlıyordu ki beni. İlk görüşmemizde gözlerinde gördüğüm korku ve çekingenliğin son görüşmemizde “Bir daha seni göremeyecek miyim?” cümlesindeki hüzün ve üzülme duygusuyla aramızdaki ilişkinin güven ve sevgiye dönüştüğünü hissettim. Tam o anda bir çocuğun hayatına dokunabildiğimin hissini yaşamıştım.

 

Ne yapacağımı, nasıl davranmam gerektiğini tam olarak bilemediğim zamanlarımız da oldu. Örneğin bir keresinde babasının yokluğunu anlatırken sesinin titremesine, üzüntüsüne nasıl tepki verebileceğimi, nasıl destek olmam gerektiğini bilememiştim. Bu noktada onunla tanışmadan aldığımız eğitimlerin ve her birine ayrı ayrı çok değer verdiğim yol arkadaşlarımın desteği ve verdikleri güvenle ilerlemeye çalıştım. O günden sonra baba kelimesini çok kullanmamaya başladım. Onu anlamaya çalışıp her şeye onun gözünden bakmaya çalışarak çözümlemeye çalıştım hayatındaki sıkıntıları. Onu ilk tanıdığımda karşılaştığım baba yokluğunun verdiği öfke ve kinin dışarıya, gerek ailesiyle olan ilişkilerine gerek kendini evden uzaklaştırmaya adamasıyla, bir yılın sonunda daha hafiflediğini; bu yolla bir yere varamayacağını ve annesinin üzüntüsünün farkına varıp yanında olanların hiçbir suçunun olmadığını, onun için çabaladıklarının farkına varmasını sağladığımı düşünüyorum. Özellikle pandemi sürecinde sürekli evde olma durumuyla beraber öfkesini kontrol etmekte çok fazla güçlük çekiyordu ve bu durum ailesel ilişkilerine çok fazla yansıyordu. Özellikle bir gün eşyalarını toplayıp evden kaçma girişiminde bulunduğunu annesinden öğrendikten sonra, onunla hemen konuşmak istedim. Yargılayıcı sözleri kullanmamaya özen göstererek onu bu seviyeye getirecek öfkenin sebebinin kökenine inmeye çalıştım. Yanında olduğumu ve onu anlayabildiğimi hissettiği an sağlıklı bir iletişim kurabildik ve sorununu anladığımda bunun için çözümler üretmeye çalıştık beraber. Yapmaktan en çok zevk aldığı şey olan futbolu tercih edebilirdi o anlarda ya da çok sevdiği bilim kurgu kitaplarını okuyabilirdi. Kısaca o an ani bir karar vermektense biraz sinirinin yatışmasını beklemeyi ve o sırada daha düzgün düşünüp daha sağlıklı karar verebileceğini anlatmaya çalıştım. Böylece ilişkileri kırılgan olmaktan sıyrılıp daha sağlıklı ve sağlam bir hale büründü.

 

Küçük bir çocuğun sırtındaki kocaman yüklerin acımasızlığıyla karşılaştım kimi zaman. O yükleri ben ya da bir başkası alamazdı onun sırtından belki ama onlarla baş edebilmesini sağlamaya çalışmak için çabaladım. Ben hep özgüvenin her şeyin temeli olduğuna inandım ve çocuğuma da gerektiğinde çok cesur davranıp neler yapabileceğini, istediğinde her şeyi başarabileceğini hissettirmeye çalıştım. Ona bunları anlatmaya çalışırken çoğu zaman aslında kendime de bunları anlattığımı gördüm. Sadece o değildi öğrenen. Aslında bir şeylere inanmayı ve peşinden gitmeyi beraber öğrendik. Bir sorun çıktığında, ailesi veya arkadaşlarıyla ilgili, yargılayıcı sözlerden uzak onu anladığımı hissettirerek başka birine anlatabilmesini sağlamaya çalıştım. Böylece bizim görüşmemizin ona bir faydası da içe kapanık bir birey olmaktansa gerektiğinde insanlara yaşadığı içsel duyguları anlatabilmesiydi. Aynı zamanda onun da kendini onların yerine koyarak onları anlayabilmesini sağlamaya çalıştım.

Görüşmelerimizden sonra yani tanıştıktan sonra daha çok kitap okumaya, daha çok ders çalışmaya ve daha çok hayaller kurup peşinden koşmaya başladığını gözlemledim. Okul bakımından hedeflerinin çok yükseldiğini gördüm ve bunun için de elinden geldiğince çabalayacağına dair en ufak bir şüphem yok. Artık içinde yaşadığı durumları insanlara daha çok anlatabileceğine inanıyorum.

Kendi hayatlarımıza on bir farklı hayat kattığımız bu projede umarım dokunabildiğimiz ya da en azından dokunmak için çaba sarf ettiğimiz çocuklarımıza, hayatlarında güzel şeyler başarabileceklerini umut ettirebilmişizdir. Benim için çok gurur verici bir yolculuktu. Bu proje için emek veren tüm arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum. Dünyada güzel şeylerin ve iyi insanların var olduğunu çokça hissettiğim bir projeydi.