Çocukların Sosyo-Ekonomik Özellikleri

Mina’nın Çocukları:

11 Mart 2018’de İran açıklarında Mina Başaran ve 11 arkadaşını müessif bir uçak kazasında kaybettik.  Bu üzücü olayın ardından Beril Başaran kızının hatırasını yaşatmak için çeşitli arayışlar içindeyken Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Şubesi ile karşılaştı. Önce derneğin Dostluk Köprüsü projesi kapsamında  11 genç üniversite öğrencisine eğitim bursu vermeye başladı. Eğitim bursu alan bu 11 kız öğrenci Beril Başaranın davetlisi olarak gittikleri tatilde aile ile yakınlaştıkça onların acısını içlerinde hissedip  Minanın Çocukları projesinin temellerini attılar. Hürriyet gazetesine konuşan Beril Başaran projeyi şöyle anlatıyor: “Yaşadığımız acının tarifi yok. Ben burada kızların dünyası, yaşadıklarıyla doluyorum. Onlar zorlukları aşıp üniversiteye girmeyi başarmış, umut veren genç kızlar ve biz de bu projeyi onların güzel enerjisiyle başlattık. Yalnızca bir burs desteğiyle kalmak istemedik. Birlikte yaptığımız bir tatilde fikir onlardan çıktı ve gelişti. Onlar memleketlerindeki çocuklara ulaşmak istediler. Başta kütüphane kuralım, kitap götürelim, kıyafet alalım, ihtiyaçları karşılayalım diye düşünüldü ama sonra etraflıca düşününce evet tüm bunları yaparız ama en önemli açlık sevgi ve güven eksikliği diye düşünüp, çocuklara rol model olacak bu pırıl pırıl ablalarla çocukların yolunu kesiştirmeye karar verdik. Mina’nın bizi izlediğini düşünüyorum. Kızların ve çocukların hayatlarına dokunmak hepimize iyi geliyor. Mina da çevresindekilere el uzatan, sosyal sorumluluk bilinci olan bir genç kadındı.” İşte bu motivasyonla başlayan projede 11 genç üniversite öğrencisi, kendi memleketlerinden 12 dezavantajlı çocuğa mentorluk yapıyor ve onların hayallerini etkileyerek onlara yeni ufuklar açıyorlar.

Çocukların Sosyo-Ekonomik Özellikleri:

Çocuklar ortaokul çağında, 10-14 yaşlarında ve genel olarak aileleri düşük gelir grubunda. Bir kısmının babası vefat etmiş veya evi terk etmişken bir kısmının da annesi yok. Hemen hepsi öfke problemleri ve kaygı bozuklukları yaşıyor. Arkadaş çevreleri çok kısıtlı, birçoğunun herhangi bir hobisi veya hayali dahi yok. Aile içi şiddete ve okullarında zorbalığa maruz kalanlar da mevcut. Ekonomik durumları ve ailelerin baskılarından ötürü okula karşı isteksizler çünkü ya başarısız olmaktan korkuyorlar ya da tümden okul kavramına ilgileri yok. Toplumsal cinsiyet normlarıyla ve dini eğitimle büyütülmüş ve sindirilmişler, hepsi geleneksel ailelere mensuplar.

 

 

Proje Kazanımları

 

  • Duygusal Bağlar:

Projenin ilk aşamasında mentorlar çocuklarla bağ kurmakta zorluk çekmişler. Hayatları boyunca geri plana atılmış ve rol model olarak alabilecekleri bir yetişkin figüründen yoksun bu çocuklar duygusal olarak açılmak için biraz zamana ihtiyaç duymuş. Bazıları tamamen kendilerini aşıp büyük ilerleme kaydederken bazıları projenin son aşamasında bile hala güven problemlerini sürdürmüş. Ebeveynlerine veya öğretmenlerine nazaran daha genç yaşta olan mentorlarına ısınmaları ve hislerini paylaşmaları görece daha kolay olmuş. Mentorların kendi memleketlerinden öğrenci seçmeleri onlarla daha iyi empati kurmalarına ve içinde bulundukları durumu anlamalarına yardımcı olmuş. Örneğin mentorlardan biri kendi mezun olduğu ilkokuldan bir çocukla eşleşmiş ve böylece onun hayatını kendininkini yerine koyup buna göre hareket edebilmiş.

 

  • Toplumsal Cinsiyet eşitliği:

Projede Toplumsal Eşitlik Kiti adlı oyunlaştırma yöntemi kullanılmış. Çocuklara verilen genel sosyal ve duygusal desteğin yanında cinsiyet eşitliği anlayışlarının da geliştirilmesi amaçlanmış. Geleneksel ailelerde yetişen bu çocuklarda “Kadın ev işi yapar, baba çalışır” anlayışı hâkim olduğundan aksine ikna etmekte bazı mentorlar çok zorlanmış. Aile üyelerinden “ütüyü kadın yapar, olur mu öyle şey” şeklinde tepki gören bile olmuş ve durum böyleyken bu fikirleri çocuğa aktarmak iyice zorlaşmış.

 

  • Okuma alışkanlığı:

Çocuklar daha önce aile tarafından pek teşvik görmedikleri ve okula ilgisiz oldukları için kitap okuma alışkanlıkları gelişmemiş. Projede bu problemin çözülmesi için “Momo” gibi temel ve ilgi çekici çocuk kitaplarının yanı sıra, kolay okunabilir ve bilimsel düşünce yeteneğini artıracak “Bilim Çocuk” gibi dergiler seçilmiş. Bu kaynakların mentorlarla birlikte okunması çocuklara büyük bir teşvik olmuş ve birçoğundan olumlu geri dönüşler alınmış. Pandemi döneminde direkt olarak birlikte okumak mümkün olmasa da çevrimiçi haberleşme yöntemleri ile iletişim sağlanmış ve çocuklar okudukları kitapları mentorlarına anlatmışlar.

 

 

  • Eğitim

İçinde bulundukları sosyal durum ve imkansızlıklardan ötürü çocukların büyük kısmının eğitim hayatı fazlasıyla problemliymiş. Kimisi eğitimini sürdürmek için yeterli maddi imkân bulamazken kimisi de ailelerinden, öğretmenlerinden ve akranlarından gördükleri baskıyla okuldan korkar hale gelmiş. İlk aşamada amaçlanan çocukların okula karşı önyargılarını ve korkularını yıkmak olmuş, ardından da okulun sandıkları aksine iyi bir şey olduğunu ve hayatlarını olumlu yönde etkileyeceğini anlatmaya çalışmışlar. Belirli bir ilgi ve başarı gösteren çocuklara öğrenim bursları veya dershanelerde indirim sağlanmış. Örneğin çocuklardan birinin annesi ücretlerde indirim karşılığında dershanenin temizlik işlerini üstlenmiş. Mentor raporunda bunun annenin ekonomik hayata katılması ve üretkenliği açısından önemli olduğunu belirtmiş.

 

  • Hobiler

    Proje öncesinde herhangi bir hobisi bulunmayan ve aileleri tarafından “belirlenmiş” gelecek hedeflerine sahip olmayan çocuklar, proje ilerledikçe ilgi ve alakalarını keşfetme imkânı bulmuş. Kimi resim yapmaya ilgisi olduğunu fark ederken kimisi de enstrüman yeteneklerini keşfetmiş. Proje kapsamında bu hobilere yönelik yardımlar yapılmış ve çocukların sanat ve spora olan ilgilerinin artırılması hedeflenmiş. Bu yapılırken okulların ve belediyelerin sosyal imkanlarından faydalanılarak hobiler çocuklar için daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirilmiş. Bunların yanında çocuklara hayvan sevgisi de aşılanmaya çalışılmış ve animasyonlarla bunun önemi anlatılmış.

 

  • Fobilerin aşılması

Birçok farklı travmaya sahip olan bu çocuklarda en belirgin korkular “terk edilme” ve “yalnız kalma” korkuları. Geçmişlerinde özellikle ebeveynlerinin eksikliğinden ötürü yaratılan bu travmalar herhangi bir psikolojik destek almayan çocukların zihninde tamamen yerleşmiş. Bununla birlikte bazı çocuklarda bulunan şiddet geçmişi (aile üyelerinden) onları daha büyük psikolojik sorunlara itmiş. Aldıkları eğitim ve içinde bulundukları sosyal ortam da çocuklara yeni fobiler kazandırmış. Örneğin çocuklardan biri yazın ailesinin isteğiyle katıldığı kuran kursunda öğrendiği dini bilgilerden aşırı derecede korkmuş ve devamlı kabuslar görerek kendine zarar verme eğilimi göstermiş. Mentorlar çocukların bu fobilerini aşmak için çok dikkatli ve hassas yollar izlemişler ve büyük ölçüde başarılı olmuşlar.

 

  • Umutlar ve Hedefler

Proje öncesinde çocukların büyük bir kısmında hayal kurma bilinci dahi gelişmemiş. Gelecekte seçecekleri meslek, olmak istedikleri kişi ya da yaşamak istedikleri hayat hakkında en ufak bir fikri olmayan ve bu konuda düşünmeyi önemsiz gören çocukların varlığı mentorları da çok etkilemiş. Mentorlarından gördükleri destekle yöneldikleri hobiler ve ilgi alanları, okudukları kitap/dergiler ve izledikleri filmler onları farklı alanlara yönlendirmeyi başarmış. Örneğin ilk sorulduğunda ailesinin yönlendirmesiyle doktor olmak istediğini söyleyen bir çocuk, yaptıkları sanat etkinliklerinden sonra ressam olmak istediğini söylemiş ve bu yönde bir kursa yazılmış.

 

 

Pandemi Etkisi

Halihazırda geçmiş travmalarıyla boğuşan çocuklara pandemi döneminin etkisi çok büyük olmuş. Mentorlarıyla görüşme sıklıklarının azalmasıyla birlikte terk edilme korkuları yeniden su yüzüne çıkmış. Özellikle pandemi döneminde yaşanan terk edilme korkusu ve yalnızlık çocukların travmalarını körüklemiş. Okulların tatil olmasıyla sahip oldukları tek sosyalleşme imkanını kaybeden çocuklar tamamen eve kapanmış ve iyice yalnızlaşmış. Ailelerinden herhangi bir sosyal destek göremeyen çocuklar mentorlarına daha sıkı bağlanmış ancak erişim sıkıntısı çocuklarda büyük bir dengesizliğe sebep olmuş. Projenin ilk yılında çeşitli hobilere ve ilgi alanlarına yönelen, okulda başarı göstermeye başlayan çocuklar, pandemi nedeniyle bu imkanlara erişimini kaybedince yaşadıkları sosyal şoktan kötü etkilenmişler. Örneğin proje öncesinde evden kaçma girişimi bile olan bir çocuğun, 24 saat ailesiyle aynı evde bulunmasının getireceği sonuçlar kolayca tahmin edilebiliyor. Mentorlar bunu aşmak için Zoom gibi çevrimiçi iletişim araçlarına başvurmuş ancak yüz yüze iletişimin yerini alamayacağı çok açık.

Ata Kemal Birol